“Redneck” yani Kızılderili terimi, 19. yüzyıldan bu yana büyük bir değişim geçirdi. Bir zamanlar küçümseyici bir ifade olarak kullanılırken, bugün bazıları için bir gurur nişanesi haline gelmiş durumda. Ancak kelimenin asıl kökeni aslında oldukça basit…
“Redneck” yani Kızılderili kelimesi, Amerika’da oldukça tartışmalı bir kelime. Günümüzde genellikle Güney eyaletlerinden veya Appalachian bölgesinden gelen, işçi sınıfına mensup, eğitimsiz beyaz Amerikalıları küçümsemek için kullanılan bir hakaret olarak görülüyor. Çoğu insan için “redneck” olmak; geri kafalı, cahil, aşırı sağcı veya ırkçı olmakla eş anlamlı. Ama bu kelimeyle anılan bazı kişiler içinse tam tersi; onlar için “redneck” olmak, köklü bir politik geçmişi olan bir gurur kaynağı.

“Redneck” yani Kızılderili kelimesi nereden geliyor?
Aslında oldukça basit bir kökeni var. Uzun saatler boyunca tarlada çalışan birini hayal edin. Güneşin altında eğilip kalkarak çalışan bu işçilerin enseleri sürekli güneş yanığı oluyordu. İşte buradan, yani kelimenin tam anlamıyla “kızarmış ense” görüntüsünden geliyor. Avrupa‘da asaletin simgesi olan “mavi kan” (blue blood) nasıl soyluları tanımlıyorsa, Amerika’da da güneşten kızarmış bir ense, bir kişinin toplumdaki statüsünü ele veriyordu. 19. yüzyıl Amerika’sında bu, kişinin fakir bir tarım işçisi olduğunu gösteren belirgin bir işaretti.
“Redneck” yani Kızılderili kelimesi ne zaman bir hakaret haline geldi?
Kelimenin hakaret anlamı kazanması 20. yüzyılın başlarına dayanıyor. O dönemde “redneck”/kızılderili kelimesi, sendikalaşmaya çalışan işçilere, komünistlere veya haklarını arayan insanlara karşı aşağılayıcı bir şekilde kullanılıyordu. İşverenler, özellikle daha iyi maaş ve çalışma koşulları talep eden işçileri küçümsemek için bu kelimeyi kullanıyordu. Ancak bu işçiler – çiftçiler, madenciler, emekçiler – “redneck” olarak anılmayı kabullenip bu kelimeyi sahiplenmeye başladılar. Birlik ve dayanışma göstergesi olarak boyunlarına kırmızı fularlar ve bandanalar takıyorlardı. Üstelik bu sadece beyaz işçiler için değil, siyahlar ve göçmenler için de geçerliydi.
Bu sembolizm günümüzde hâlâ yaşıyor. Örneğin, 2018’de Batı Virginia’daki öğretmenler daha iyi maaş ve sağlık hizmetleri talebiyle greve çıktığında, geçmişin mücadelelerine bir selam durmak için çoğu kırmızı kıyafetler giymişti.
Redneck Ordusu ve Blair Dağı Savaşı
Özellikle Batı Virginia’daki madenciler, patronlarına karşı ayaklandıklarında “Redneck Ordusu” olarak anılmaya başladılar. Bu madenciler, sendikalaşma hakkı, insanca çalışma koşulları ve düşük ücretlere karşı savaşmak için silahlandılar.

O dönemde maden işçileri, her şeyin şirket tarafından kontrol edildiği kasabalarda yaşamak zorundaydı. Okullar, kiliseler, doktorlar, hatta marketler bile maden şirketlerinin elindeydi. Üstelik madenciler, gerçek para yerine şirketin verdiği özel bir para birimi (scrip) ile alışveriş yapmak zorundaydı. Patronlarına karşı gelenler ya kasabadan kovuluyor ya da şirketin kiraladığı silahlı adamlar tarafından şiddetle bastırılıyordu.
Bu mücadelelerin en büyüğü, 1921 yılında yaşanan Blair Dağı Savaşı oldu. Amerika tarihinin en büyük silahlı işçi ayaklanması olarak bilinen bu olayda, 10.000’den fazla madenci, Batı Virginia’nın Logan County bölgesinde, dönemin şerifi Don Chafin ve maden şirketlerinin silahlı adamlarıyla karşı karşıya geldi. Madenciler, her zamanki gibi boyunlarına kırmızı bandanalarını takmışlardı. Sonunda, dönemin ABD Başkanı Warren G. Harding’in emriyle federal ordu müdahale etti ve madenciler yenildi. Kesin rakamlar bilinmemekle birlikte, çatışmalarda yaklaşık 100 kişinin öldüğü tahmin ediliyor.
Bu olaydan sonra “redneck”/kızılderili kelimesi, Amerikan kültüründe kalıcı bir yer edindi.